Köşe Yazarı Olmak

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/23458252.asp

Geçmişini okuduğu okulları düşüncesini bilemem fakat böyle köşe yazarlığı mı olur lan. Bunun aynısını bende yaparım. Ne bir belge, ne bir kanıt, ne bir başka birşey. Öyle olmamıştır böyle olmuştur diyerek köşe yazarlığı mı yapılır. Bu ülkeye hizmet eden insanlarsınız. O koltuklarda hafta da iki üç defa oturduğunuz yerden ahkam kesiyorsunuz. Sizi sorgulayan yok eden yok. Öyle işkembe i kübradan sallamaca. Bende köşe yazarı olacağım. Türkiyenin dış borcu bu yazıda söylendiği gibi 337 milyar değil 4 trilyon 365 bin milyar sterlin olmuş. Ne kadanda acayip değil mi ? IMF’ye borç kapanmamış Sadece facebookta Poker için aldığımız ödünç puanları geri iade etmişiz.

 

Deli Kızın Cilvesi

Deli kıza cilve yap demişler kalkmış halının ortasına sıçmış. Sen günlerdir sokaklarda özgürlüğün için bağır çagır ses çıkar. Sonra kalk aranda para topla ve Newyork times gazetesine tam sayfa ilan ver. Bu nasıl birşey a.q Sen o ilan için topladığın 55 bin doları taksimde yaksan bu kadar içim acımazdı . Bu saçmalığı kim yapacaksa bir an evvel vazgeçsin bundan. Sen kimi kime şikayet ediyorsun. Kime sesini duyurmaya çalışıyorsun. O 55 bin lirayı toplamayı akıl edenlere sesleniyorum. toplanan paranın üstüne yine bağış toplayıp taksim için yapılacak projenin ihalesini alalım dilediğimiz şeyi yapalım. Continue reading

Taksim-Tahrir farklı ama…

http://t24.com.tr/yazi/taksim-tahrir-farkli-ama/6816
Mete Çubukçu T24′deki yazısının tıpkısının aynısı

Arap ayaklanmaları üzerine yazdığım “Yıkılsın Bu Düzen-Yaskut El Nizam” adlı kitabımda mealen şöyle yazmıştım:

“Hiçbir yönetim Arap ayaklanmalarının etkisinden, yöntemlerinden, taleplerinden muaf değildir. Arap ayaklanmaları bir ruh hali olarak sokağı, dayanışmayı, başka alternatifleri hatırlattı.”

Türkiye’de bugünlerde yaşananlar “Türk Yazı” ya da “Türk Baharı” gibi ithal, abartılı kavramlarla açıklanamaz. Olan bitenin çıkış noktası Arap ayaklanmalarından çok farklıdır. Yani Taksim, bir Tahrir değildir. Ancak, Taksim meydanında yaşananlar, yöntemler, talepler, katılım profili bakımından Tahrir’le benzerlik taşıyor. Orada demokrasi ve seçim talebi vardı. Türkiye kuşkusuz demokrasi açısından Mısır’dan daha ileride. Dolayısıyla buradaki talepler daha üst düzeyde. Burada olan “Seçimle gelmiş olabilirsiniz ama bu ülkede sadece siz yoksunuz. Bizi de dinleyin” talebi ve talebin patlamaya dönüşmesidir. Continue reading